bi şey bi şey işte.
oha.
yazmasaymışım?
bir ömür geçmiş yine en yazışımdan sonra.
1 nisan şakasına kurban gitmedim, önce bunu söylemek isterim :} Fekat, sanki hafızasını bir kazada kaybetmiş, türk filmi karakteri gibiyim. geçen günleri hatırlamaya çalışıyorum sisler arasında.
bir öss heyecanı yaşadık.
beto ilk defa öss ye girdi. onu öss ye ben götürdüm. ve bunun için babamdan araba istedim.
evet ilk defa babamın arabasını istedim, kullandım.
gerçi marş motorunda olan ufak arızayı bana söylemeyi UNUTTUĞU için, korkulu anlar yaşamadık değil ama, en kötü vurdurdum mu çalışıyordu araba.. 2000 motor arabayı vurdurmak.
otobüs şoförüne anahtarı uzatıp" al çalışıyorsa çalıştır, çalışmıyorsa basma kornaya sola çekmeme yardım et" demem ise hayatımda efsane atarım olucak.
neyse.
öss nin tekrar edilme durumunu saymazsak, beste için bu sınavda sadece barajı geçmek önemliydi. beklentiler iyi yönde. sıkıntı yok.
sevgilimle birbirlerine ısındılar bu arada. ama ben soğudum, onu napıcaz esas?
ashuas
dönücem o konuya.
bir ali gültiken olayım var ki, yok yani.
macadogru.com adresinde yaptığım yazarlığı bilmeyen kalmadı. canım takımım Beşiktaş ın son durumu ve Göztepe de işler yolunda mı, tadı olan bir röportaj yaptım, Beşiktaş'ın efsane adamı Ali Gültiken ile.
denize nazır odada, çaylarımızı yudumlayıp muhabbet ederken, inanılmaz keyfim yerindeydi valla.
yalnız;
adam ne zaman gülümsese, benim beyin reset atıyor. ya bi insanın bu çapkın ve sıcak ve karizmatik gülümsemesi yasaklanmalı! belki bin kere " kocam bu yaşa geldiğinde böyle yakışıklı olmazsa onu boşarım" dedim içimden :}
ses kayıt cihazı ile ilgili hiç bir şey yazmıyorum buraya. bu cümle yeter bana :}
efendime söyleyim, mayda ve tekinel kafası yaşanmaya son sürat devam ediliyor. kadını özleyemiyorum yok yani! :}
seray'ın bana öğlen 4 te hazırladığı "kahvaltı"nın yerini de tutacak az şey var hani. ama şu 80 - 90 lar kafasından çıkmamız şart. girdik mi kulaklardan duman çıkana kadar devam ediyoruz. sakıncalı.
bence yani.
topik var ya.. Toprak. güzeller güzeli 5 yaşındaki kuzenim, bu hafta ameliyat olacak. duyma yüzdesi düşükmüş :\ kıyamam ya ufaklığından beri neler çekiyor. yanında olucam ki ameliyat ve sonrasında :\ en çabuk şekilde düzelicek ki. hemen hemen, hıp hızlı!
bu sabah, uyumadan,erkenden, yeni yeni batak öğrenmiş ve her gece anıra anıra oynayan kardeşim beto ile hastaneye gittik. durakta tuççi'yle karşılaşıp, onu tanıyamam, arkadaşlarımı çoook ihmal ettiğim anlamına geliyor. ama ondaki "zerrin özer" benzerliğini ne yapıcaz? bildiğin kızı elimizde olmadan zerrin özer'e benzettik betoyla. zaten normal bir kafa yaşayamıyoruz ki kızla. diş hastanesinden çıkıp kemeraltı börekçi'sinde çatlayana kadar kıymalı-peynir börek ve çay eşliğinde erkekleri çekiştirdik.
o anlattı, ben onayladım bu defa. benim anlatacaklarım taze tükendi çünkü.
sonra yaşadığımız gülme krizi ise hayatımızın top ten listesine girecek türdendi herhalde. "shit" "hassiktir" "anaaam" naraları ve ardından kahkahalar.. sözde o kadar çok uykumuz var ki, o masada bile uyurum ben. afedersin de nah uyurum!
bi iyilik yaptım. hem babama, hem kız kardeşime, hem de bana.
babam ve beto'nun arasını düzelttim.
cumartesi günü urla'da çiğ köfte yaptı babam bize, eski günlerde ki gibi :)
açıklaması güç tabi ama.. zaman çok hızla akıyor. biz çocuklar, büyüyoruz ama, ebeveynler "yaşlanıyor"..
hem seneler sonra aynı kucakta, daha büyük olarak oturmak ve bunu ölümsüzleştirmek kadar güzel bir şey var mı? babanın yanında çattttttır çatır sigara içmek de cabası!!
salı günlerinin değişmezi "öyle bir geçer zaman ki" bu gün yine evde coşkulu anlar yaşattı sayın seyirciler! aylin'in çok gergin ve oyuna hakim olmadığı gözlerden kaçmazken, mesude'nin serin kanlı ve akıllıca atakları, izleyenleri kanser etti.
ahmet ve eaa (neydi o çocuğun adı yeaa hah) resûl'ün yakınlaşmaları fair play havası yaşatırken bizlere, mete'nin çemçük caroline'i çekmirmesi ve dayılanması ile kahkahaları bulduk.
ilk golü, sakallarını kesip insan formuna dönen balıkçı atarken, ali'nin 90. dakika da bulduğu "sana doğruyu söylemiyor cemile" golü ile yüreğimiz ağzımıza geldi.
fekat son golü 90+2 de cemile "evet" diyerek attı ve biz evde alkış kıyamet, göt olan ali'ye işaret çekerek kutladık. sonra reklam girdi zaten, dağıldık.
işte, biz buna, maç kafası diyoruz.
sevgilim olacak hıyar, son depremden sonra beni çok güldürerek kalbimi yeniden kazandı aslında. ya bahanesi çok komikti. bronşit bulaşıcı mı diye mesaj atarak yaratıcılıktan sıfır, ama azimden on aldı :}
fakat sallandık ya bi kere, artçılar peşimizi bırakmıyor. yine bok gibi aramız. bu defa kimsede düzeltecek göt yokmuş gibi geliyor bana. "battaniyesi yoktu zaten" diye avutucam kendimi.
bakalım.
seviyorum işte, bi yaramazlık olmasın, geçinip gidelim di mi? a yok lütfen, mutlaka bi şey olucak ki, ben evde "hala aramadı ya inan mı yo rum!" diye dolaşayım..
ha,
her zaman seninleyiz Beşiktaş ım!
yanlış olmasın.
yazmasaymışım?
bir ömür geçmiş yine en yazışımdan sonra.
1 nisan şakasına kurban gitmedim, önce bunu söylemek isterim :} Fekat, sanki hafızasını bir kazada kaybetmiş, türk filmi karakteri gibiyim. geçen günleri hatırlamaya çalışıyorum sisler arasında.
bir öss heyecanı yaşadık.
beto ilk defa öss ye girdi. onu öss ye ben götürdüm. ve bunun için babamdan araba istedim.
evet ilk defa babamın arabasını istedim, kullandım.
gerçi marş motorunda olan ufak arızayı bana söylemeyi UNUTTUĞU için, korkulu anlar yaşamadık değil ama, en kötü vurdurdum mu çalışıyordu araba.. 2000 motor arabayı vurdurmak.
otobüs şoförüne anahtarı uzatıp" al çalışıyorsa çalıştır, çalışmıyorsa basma kornaya sola çekmeme yardım et" demem ise hayatımda efsane atarım olucak.
neyse.
öss nin tekrar edilme durumunu saymazsak, beste için bu sınavda sadece barajı geçmek önemliydi. beklentiler iyi yönde. sıkıntı yok.
sevgilimle birbirlerine ısındılar bu arada. ama ben soğudum, onu napıcaz esas?
ashuas
dönücem o konuya.
macadogru.com adresinde yaptığım yazarlığı bilmeyen kalmadı. canım takımım Beşiktaş ın son durumu ve Göztepe de işler yolunda mı, tadı olan bir röportaj yaptım, Beşiktaş'ın efsane adamı Ali Gültiken ile.
denize nazır odada, çaylarımızı yudumlayıp muhabbet ederken, inanılmaz keyfim yerindeydi valla.
yalnız;
adam ne zaman gülümsese, benim beyin reset atıyor. ya bi insanın bu çapkın ve sıcak ve karizmatik gülümsemesi yasaklanmalı! belki bin kere " kocam bu yaşa geldiğinde böyle yakışıklı olmazsa onu boşarım" dedim içimden :}
ses kayıt cihazı ile ilgili hiç bir şey yazmıyorum buraya. bu cümle yeter bana :}
efendime söyleyim, mayda ve tekinel kafası yaşanmaya son sürat devam ediliyor. kadını özleyemiyorum yok yani! :}
seray'ın bana öğlen 4 te hazırladığı "kahvaltı"nın yerini de tutacak az şey var hani. ama şu 80 - 90 lar kafasından çıkmamız şart. girdik mi kulaklardan duman çıkana kadar devam ediyoruz. sakıncalı.
bence yani.
topik var ya.. Toprak. güzeller güzeli 5 yaşındaki kuzenim, bu hafta ameliyat olacak. duyma yüzdesi düşükmüş :\ kıyamam ya ufaklığından beri neler çekiyor. yanında olucam ki ameliyat ve sonrasında :\ en çabuk şekilde düzelicek ki. hemen hemen, hıp hızlı!
bu sabah, uyumadan,erkenden, yeni yeni batak öğrenmiş ve her gece anıra anıra oynayan kardeşim beto ile hastaneye gittik. durakta tuççi'yle karşılaşıp, onu tanıyamam, arkadaşlarımı çoook ihmal ettiğim anlamına geliyor. ama ondaki "zerrin özer" benzerliğini ne yapıcaz? bildiğin kızı elimizde olmadan zerrin özer'e benzettik betoyla. zaten normal bir kafa yaşayamıyoruz ki kızla. diş hastanesinden çıkıp kemeraltı börekçi'sinde çatlayana kadar kıymalı-peynir börek ve çay eşliğinde erkekleri çekiştirdik.
o anlattı, ben onayladım bu defa. benim anlatacaklarım taze tükendi çünkü.
sonra yaşadığımız gülme krizi ise hayatımızın top ten listesine girecek türdendi herhalde. "shit" "hassiktir" "anaaam" naraları ve ardından kahkahalar.. sözde o kadar çok uykumuz var ki, o masada bile uyurum ben. afedersin de nah uyurum!
bi iyilik yaptım. hem babama, hem kız kardeşime, hem de bana.
babam ve beto'nun arasını düzelttim.
cumartesi günü urla'da çiğ köfte yaptı babam bize, eski günlerde ki gibi :)
açıklaması güç tabi ama.. zaman çok hızla akıyor. biz çocuklar, büyüyoruz ama, ebeveynler "yaşlanıyor"..
hem seneler sonra aynı kucakta, daha büyük olarak oturmak ve bunu ölümsüzleştirmek kadar güzel bir şey var mı? babanın yanında çattttttır çatır sigara içmek de cabası!!
salı günlerinin değişmezi "öyle bir geçer zaman ki" bu gün yine evde coşkulu anlar yaşattı sayın seyirciler! aylin'in çok gergin ve oyuna hakim olmadığı gözlerden kaçmazken, mesude'nin serin kanlı ve akıllıca atakları, izleyenleri kanser etti.
ahmet ve eaa (neydi o çocuğun adı yeaa hah) resûl'ün yakınlaşmaları fair play havası yaşatırken bizlere, mete'nin çemçük caroline'i çekmirmesi ve dayılanması ile kahkahaları bulduk.
ilk golü, sakallarını kesip insan formuna dönen balıkçı atarken, ali'nin 90. dakika da bulduğu "sana doğruyu söylemiyor cemile" golü ile yüreğimiz ağzımıza geldi.
fekat son golü 90+2 de cemile "evet" diyerek attı ve biz evde alkış kıyamet, göt olan ali'ye işaret çekerek kutladık. sonra reklam girdi zaten, dağıldık.
işte, biz buna, maç kafası diyoruz.
sevgilim olacak hıyar, son depremden sonra beni çok güldürerek kalbimi yeniden kazandı aslında. ya bahanesi çok komikti. bronşit bulaşıcı mı diye mesaj atarak yaratıcılıktan sıfır, ama azimden on aldı :}
fakat sallandık ya bi kere, artçılar peşimizi bırakmıyor. yine bok gibi aramız. bu defa kimsede düzeltecek göt yokmuş gibi geliyor bana. "battaniyesi yoktu zaten" diye avutucam kendimi.
bakalım.
seviyorum işte, bi yaramazlık olmasın, geçinip gidelim di mi? a yok lütfen, mutlaka bi şey olucak ki, ben evde "hala aramadı ya inan mı yo rum!" diye dolaşayım..
ha,
her zaman seninleyiz Beşiktaş ım!
yanlış olmasın.



