al terliğimi kemir yaa valla yeter

Güzel bir cumartesi planı yapılmış.
Sabah, öğle ve akşam üç farklı plan, sevilen insanlarla harcanacak saatler ayarlanmış.
Konum bilgileri alınmış..
Ekim güneşinin altında parlayan bir bronzluk, zaten güne güzel başlama sebebi.

Bir yandan kahvemi içip bir yandan sarı saçlarıma minnoş dalgalar verirken 90'lar eşliğinde, cumartesi saat 8 de kalktığım için hiç küfretmiyordum.
Küfürlerimi geç geleceklere saklıyormuşum meğersem asşdjhsaşdja

Ulan mekana geldim kimse yok. Dedim ki "Ben yanlış geldim kesin."
Arıyorum, biri diyor ki "tramvaydayız". Yarrrak ne tramvayı ya, senin izbanda olman lazım? E gelince anlatıcam.
Ötekini arıyorum "Canım arkadaşım kızma ben daha yeni çıktım.."


AMCIKLAR!
Ben urladan geldim EN ÇOK BEN GEÇ KALIRIM SAKSI DEĞİLİM BEN! SİZE NE OLUYOR?!?!?
sakjdasşsjaşhadşs

Neyse.
Gereken ayar verildi. Bir eksikle toplandık. 
DANALAR gibi kahvaltı ettiler çünkü ezelden beri açlar. Sonra da "yhaa keşke senin gibi yiyip yiyip kilo almasak bizde.." Lan hayatım o eskide kaldı artık ben de kilo aldığım için yediğime göre hareket edip spor yapıyorum.. HAYIR SEN KİLO ALMIYON!
Peki...

Bir eksik; kalbimizden eksik olmadığı için bir saat Naz'ımızı konuştuk. Kehanetler ihtimaller.. Nasıl hem orada kalıp hem mutlu olabilirin hesabı yapıldı. En güzeli de herkesin kendi fikri, kendi doğrusu vardı. Eskiden beri büyük keyif. Bir konuyu hep beraber irdelemek.

Daha oturalı 3 saatçik olmuştu ki bir telefon geldi babamdan.
-Ezgi, babaannen fenalaşmış.
+Tamam hemen gidiyorum.

Nasıl kalktım, nasıl arabaya ışınlandım, nasıl otoparka YİRMİBEŞTELE verirken küfür etmeden oradan ayrıldım bilmiyorum.
Gelecek olan tüm radar cezalarını babaanneme vericem.
Elim titreye titreye, aklımda bin düşünceyle arabayı sürerken, aklıma ANCA Seferihisar kavşağında şu geldi: Bir dakika ya! Ben 112 acil değilim ki? Çok acil bir şey olsa, ambulansı ararlardı. Ben ambulans DEĞİLİM Kİ?!

Şimdi telefon babamdan gelince, babam Fethiye'de olunca, rahatsızlanan onun annesi olunca "Nesi var nolmuş gideyim mi gideyim de napiim" diye sormadım.
Zaten babaannem de babamı arayıp "Oğlum ben çok kötüyüm, hastaneye gitmem lazım." demiş. Babam da kapatıp beni aramııııış.

Eve geldim.
Bunlar bahçede oturuyor!(yanında da o şeytan pislik nursuz kahrolasıca kızı oturuyor.)
Ben yanan arabadan atlar gibi atladım, gittim yanına, "noldu sana neyin var?" diyorum, elime 1 lira sıkıştırıyor "Bakkaldan bir su al bana!" diye.
Olayın saçmalığının farkına sıcağı sıcağına varamıyor insan tabi.
Bindirdim arabaya, yaktım dörtlüleri, hastaneye götürüyorum...
+Noldu kuzum neyin var?
+Tansiyonum çıktı... Elbisen de ne güzelmiş senin diyor bana.

Yani..
Can havli falan beklediğim kadın, elbiseme iltifat ediyor.
Işınlanıp Urla Devlet Hastanesine girdik acilden. 
Fakat, iyi yani ya baya. Doktor soruyor "nesi var?" diye. Tansiyonu yükselmiş diyorum.
Hap da kullanıyor. E ölçüyorlar NORMAL!
Napalım diyorum, bi yarım saat bekleyin tekrar ölçelim diyorlar.
Kantinde bekliyoruz ha bu arada, o kadar iyi ki müşahede odasına falan da almadılar.

Ulan ortalık Covidden yıkılıyor.
Hastaneye girdiğim andan beri banka kasasına girmeye çalışırken lazerlerden kaçan ajanlar gibi hiç bir yere dokunmamaya çalışıyorum.. Ben bi sinirim bozuldu.
Aradım babamı..
+Ya baba.. Biz hastanedeyiz, babaannem iyi de, ben napıyorum burada? Yani yine olsa yine geleyim de?
-Bizim de (ihtiyar heyeti) aklımıza sonradan geldi. Kızı olacak o domuz bir taksiye atlayıp hastaneye götürebilir ya da ambulans çağırabilirdi.. Şerefsiz bütün sinirlerimi hoplattı!



Ulan dank etti bak; 
Beynime o an indi.
Bu motor sabah beni şıkır şıkır süslenmiş arabaya binip giderken görmüştü.
İ N A D I N A Y A P T I ! ! !

Bütün siniiiiriiim boşaldı o an. Zaten ikinci ölçümde de bi bok çıkmadı. Eve geri getirdim.
Günümün, enerjimin, modumun amına koydu kıskanç karı. 
Vallahi elimden çok büyük bir kaza çıkacak az kaldı.
Allahım sen sabır ver bana yarabülalemiiiiinnn!!!!!

  © Her saçmalık kendi hayatımda yaşanmıştır.

Bundan sonra hep böyle Eyvallah