-Ne yiyeceksin? -Bana mı soruyorsun?
Sen oldun.
Sana bir kıyak yaptım.
Kağıda sarılı bir aşkı bıraktım ellerine. Kalbin acıdı. Kağıdı ellerinle yırttın.
-Bu gün bunların ne kadarı geçerli?
-Hala yazım çirkin. Onun dışında geri kalan hepsi hükümsüz.
(bir şey dışında)
(o da geçer yakında..)
Candan'la birlikte sana "git" dedim ben. O söyledi, ben gülümsedim, o söyledi ben iç çektim, içten ona eşlik ettim. Onu ben çağırmadım bile, şahitsin! Misafir oldu, pek severim.
Peki hiç düşündün mü, sürekli kullandığın bir lafın ne demek olduğunu?
Hiç felekten bir gece çaldın mı sen?
Ben felekten, bir gece çaldım. çünkü bana ait değildi.
-Son defa? İster misin ki biraz? Tamam istemezsin!
Tamamen iyileşmek, yaraları sarmak için aslında tam da ihtiyacım olan şey buydu. Sonradan anladım.
-Ne yiyeceksin?
-Bana mı soruyorsun?
Başlangıç olarak kabul ettiğimiz nokta.
Söyledim ya sana, değildi aslında.
Yaramaz bir oğlan çocuğu gibi, ve durmayan elleri.
Sinirlendirdin sen beni.
Ve çok sonra başladı her'şey.
-Yürü tamam.
-Nereye?
-İçeri! Bitsin bu iş!
Bitmedi. Başladı.
Hayat garip.
Çok garip ama.
Her'şeye sahip bir adam, en önemlisinin maneviyat olduğunu unutuveriyor.
Sadece bir an. Ya da aklından hiç çıkmıyor.
Ben sadece bir anına şahit oluyorum tanrıya şükür!
Tek kişilik bir yatakta yatan iki kişinin, uyku sersemi bile döndüğü yerde, "onun" elini bulup tutmaya devam etmesidir sevmek.
O sarı uzun saçların, sakalları kaşındırmasından niye mahrumsun sen artık? Hiç düşündün mü?
Gerçi, bir sarışın daha buluruz sana, kolay bir iş, gördük tüm otobüs olarak ama, o sarı saçların uzadığı kafanın içindeki beynin, aynı vücuttaki kalbe yenik düşmesi ve seni seçmesi, seni sevmesi, senin iddia tutturma oranından daha düşük!
Uyuşmak vardı göğsünde. Vardı, gördün. Göz kapağıma bile yasak geliyordu sana sarıldığımda mesela. Gözlerimi bile açmama gerek yoktu aslında.
Ve yasaktı "ayrılık" ve kelime olarak "ayrılık".
Söz vereceksen, U yapıcam burdan, polislere üflüyorum zaten!
Doydum.Depoladım.
Durmadın, Duramadın.
-Yürü tamam.
-Nereye?
-İçeri! Bitsin bu iş!
Başladı, ve bitti bu defa.
Hayat garip.
Çok garip ama.
Yo yo.. Hayat çok orospu.
Seviyorum dedin ya, bir daha.. bir daha.
-seviyorum.. seviyorum. seni seviyorum ben..
sustum.sustum.sustum.
gözlerimi kaçırdım. onlar susmuyor biliyorum kör olasıcalar. -Bende! diye haykırıyorlar.
-Üşürsün böyle, bir şey vereyim mi?
kalbimi öldürdün, hayrına toprak at üstüne, daha çok sarsma, atmayacak artık.
O araba bir kere bozuldu orada. Kaldı orada. Çalışmadı. Gitmek istemedi.
Keşke yine bozulsaydı orada. Kalsaydı orada. Çalışmasaydı. Benden çok gitmek istemeseydi.
-Kahve içmeye gelmiş kız buraya ya!
Herkes geçiyor aynı yollardan, tanıdığımız yok yukarlardan, inatla sarılacaksın, sabredecek yaşayacaksın!
Sana sarılmanın ne demek olduğunu unuttuğumu hatırladım.
- Özellikle bu gün için teşekkür ederim.
Temiz bir kalbin olduğu yalanını, bebelere balon verir gibi, yenilere sakla. Onu yemem ben, ama kalp kalbe karşı dersen, belki gideri olur bu durumun.
-Bu yastığa tekrar baş koymak istediğin an, yastık senindir.
Şafak sökerken, araba yolu kendi bulurken, Candan bana ve o geceye inat gibi aynı şarkıyı yine bana söylerken, yanaklarım ıslaktı ama ağlamamıştım.
-Peki sen ne yiyeceksin?
-Bana mı soruyorsun?
-Sen bana sorabildiğine göre..



