-Her kadın, biraz Bihter'dir.

Dün nedensiz bir şekilde mutsuzdum. Çok nadir olur bana böyle mutsuz olmalar. Öyleydim işte, kurcalamamak lazım. Nitekim, buna bir son vermek için, çok severek dinlediğim ama canlı performanslarını göremediğim, görmeden öleceğimi ve/veya onların öleceğini düşündüğüm Yeni Türkü'nün konserine gitme kararı aldım. Tek başıma.
Gittim.
Bir gün evvel iptal etmişler!
Ben uğursuzum, bunu ispatlayabilirim!
Neysssee, artık...

Bir dizi daha sona erdi..

Takip etmiyorum mu sanıyordunuz ? :}
Tamam yalan yok, çok sıkı bir takipçi değildim, yani, fragmanlardan yakalamak zorunda kaldım çoğu zaman, eh işte iş güç, yapıcak bir şey yok. O olmadı, ekşi sözlük var nihayetinde.

Dün, final bölümün senaryosu düştü elime, bkz:senaryo diyorum , zira sonunu biliyorduk kitaplardan. Okudum ve izlemiş kadar oldum, demiştim, meğer öyle değilmiş, meğer Beren Saat'e haksızlık etmişim.
Konsere gitme hikayesi yüzünden, izleyemedim dün akşam, bu gün sabah izledim, bakayım bakayım dedim hemen..
Beren aşmış kendini.. 2 yıldır oyunculukta beceriksizliğini affettirmiş resmen. Lan sabah sabah gözlerim doldu.
"Beni.. beni.. beni beni.. Bihter'ini.."
Sanırım uzunca bir süre etkisinde kalabilirim.. Ha o mnsktgmin ödlek karaktersiz Behlül'üne ayrı kıl oldum! Ulan her şey bitmiş, mezarının başındasın, "aşkının", bir seviyorum diyemedi götüm..
İşte biz kızların genel sonu.. Elimizi tutmayı beceremeyen erkekler için ölmek!

Psikolojimi bozdu sabah sabah.. Keşke izlemeseydim. Zaman zaman kıl olduğum "Bihter" karakterinin, sonuna kadar arkasında olmam, şu an, ayrı bir nüans tabiğ. Karının aklına sen gir, kanına sen gir,sen hamile bırak, sen terk et, sen delirt, sen git evlen, sonra da "Behlül Kaçar" mış, doğduğun yere geri kaçarsın umarım!

Velhasıl, Beren Saat'i tebrik etmek lazım dediğim gibi, süper ötesi oynamış, "Bihter" karakteri ise, her kadının içinde olan bir karakterdir. Ne kadar izlenirken "orrrrossssspuuu" diye kulakları çınlatılmış olsa da, işin özü;

Kadındır.
Aşık olmuş, sevmiştir.
Ve en delikanlısı yine odur, söz geçiremediği kalbine, kurşunu sıkmıştır!


Ve kadınlar..Onlarda benzer senaryoları yaşadıklarında (tamam kimse kocasının yiğeni, üvey evladının kuzeni, ve yine üvey evladının nişanlısı ile fingirdemiyordur.. ya da fingirdiyordur bilemedim şimdi.), benzer acılar yaşadıklarında, gereğini yapar, kurşunu sıkar. Bihter'in ki kadar gerçek bir kurşun, kalbe saplanıp, kanı gözyaşına bulayıp, hayat sonlandırmaz ama, bir düşününce.. hayatımda sıktığım.. kurşunları..

Bir kez daha takdir ettim.


Ha, Halid Ziya Uşaklıgil'i şaşkınlık içersinde kutluyorum.. Öyle bir zamanda bu kadar entrikayı nasıl yazabilmiş.. O, ona atlamış, o ona, o, onun karısına, o onun yiğenine, şöför kıza...Ohooo, hani marjinal bizdik? sorusu akıllara gelmiyor değil tabi.

Peki, dizi finalinde ;
*Bülent'in ortalığı, iki sene boyunca karıştırmadığı kadar karıştırması
*Firdevs cadalozunun, annelik damarlarının meğerse var oluşu, felç gelmesi
*Nihal'in onca para içinde yüzerlerken, o kadar dandik bir gelinlik giymesi
*Ednan Bey'in kapılardan geçemeyeceği o boyunuzlarını öğrendiğinde bi türlü şaşırmaması
*Hilmi Önal'ın... Ne ayak lan bu adam?
*Matmazel'in, Ednan'ına bir nevi kavuşması
*Beşir'in.. Beşir'e koyayım afedersin.. Sen bunca zaman sus sus, son nefesinde müzevir ol!
*Ve Behlül... Lan adamı ne çirkin iğrenç pis bi şey haline getirmişler, daha sahte olanı yok muydu o sakalların? tey allam...


Evet efendim.. Böyle iken böyle, bir dizinin daha sonuna gelmi bulunuyoruz.. Ay Yapım'a saygılar, süper gol!

ps: Halâ annesinin margarinini kullananlar için geliyor, Behlül'ün korkudan altına sıçtığı, Bihter'in muhteşem intihar sahnesi.
ps: Hollanda maçını izledim, aşk-ı memnu yerine, pişman değilim.



  © Her saçmalık kendi hayatımda yaşanmıştır.

Bundan sonra hep böyle Eyvallah