- Amsterdam


eaa.. bi bardak çay ve bir adet sigara alayım ben bi saniye.

Tamam hazırım :}

Bir Amsterdam entry si olucak bu.
Şu an, live and learn çalıyor, tıpkı Amsterdam'da kulağımda çaldığı gibi.
Tekrar tekrar hatırlayıp, düşünmekten yazamıyorum şu an, ne yalan söyleyim :}
Uluslar arası bir fuara katıldı çalıştığım yer, süper İngilizce'min bir gün işe yarayacağını biliyordum god damn it! 24 nisan sabahı çıktık yola. İstanbul aktarmalı uçtuk. Uçağa binmeyi unutunca ben İstanbul'da, koskoca hava alanında adımın anons edilip, benim o saniye bir fenerli gibi çukur kazıp yerin dibine girmek istemem ile, yola devam ettik.

İndik.
Hava alanından çıktık.. İlk başta, Türkiye'nin hiç ziyaret edilmemiş bir şehri gibi hissettim. Sonra zaten Türkçe konuşmayı unuttuk. Otele çantaları bırakıp, fuar alanına gittik hemen. Stand ayarlamaları sunlar bunlar, çıktık, tramvaya bindik. Otelimiz Dam square'de olması ayrı şans..

İşte, tramvayda giderken, ilk görüşte aşk gibi bir şey oldu bana.


Bir şehrin mimarisi, ruhuma dokundu.
Ruhum kadar eski, gelenkçi ama umursamaz bir şehir..
İlk kez yurt dışına çıktığım için oluyor sandım bunlar bana, ama ı ıh.. değil.

Miles away dinledim ard arda defalarca, ne de yakıştı üzerime o dakika..
Ne muhteşem, dedim, yollar içimden geçerken.. Tüm siyahımı burda bırakmış, iki ışığı kalbime alıp gitmiştim..

Şehrin yüzde 70 i bisiklet kullanıyor!
Genci, yaşlası, işe gideni, içmeye gideni.. Yani şöyle diyeyim, kafama meteor düşmesi ile Amsterdam'da arabanın altında kalma ihtimalim aynı. Ama en az 4357405 kere bisikletliler tarafından eziliyordum. Adamların kaldırımı, yanında bisiklet yolu, ve sonra normal araba yolu var. İnanası değil. Tam benlik ya.. İlk iki gün alışamadım, bisiklet yolundan yürüdüm, tipik Türk amk! asdısadıasjdas :}

Otele yerleştik bi şekilde, bu arada reception da duran da şey, ıı hah , yunan! 2. günden sonra bana "komshuu" diyordu ashudosadh :} daha komiği, futbol muhabbeti yaptık, tuttuğum takımı söyledim, "haaa karrrrrakarrrrrrrtal, çarşı!" dedi adam ya... Yanlış olmasın, Türk değil, Türkçe bilmiyor :}
( satır arasını kaçıranlar için: elin yunanı ile ingilizce maç muhabbeti yaptım, ingilizceye gel!)

Yemek yemeğe indik. Dönerci bulduk! Köşeyi döner dönmez! :} Camış gibi yorgunduk, yemekleri yedik, ama durulacak gibi değil, şehir seni çağırıyor, cumartesi gecesi! :vamp:

Devamını yarın yazıcam bence, ziira uyku da beni çağırıyor :}


  © Her saçmalık kendi hayatımda yaşanmıştır.

Bundan sonra hep böyle Eyvallah