-Kabus

Resmen çığlık atarak uyandım!
Yaşadığımdan emin olmak için derin bir nefes almak zorundaydım..

Sırtımdan aşağı soğuk terler süzülüyordu ve yanaklarım ateş gibiydi. Kendime gelmem bir asır gibi geldi bana. Bir kaç saniye sonra hızla düşünmeye başladım.. Çığlığımdan önce gördüğüm son şeyi hatırlamaya çalıştım. Zaten onu hatırlarsam tüm kabus geri yüklenecekti hafızama.
Hatırladım..

Aynı çığlığımla yardığım gece kadar karanlıktı gözleri.. Tehditkar bir gülümsemesi vardı, ince dudakları kıvrılmış, bana çaresiz olduğumu dolu dolu hissettiren bakışları vardı.

-Uyarmıştım, dedi; soğuk sesi, ensemi ürpertti. " İnanmayı öğreneceksin gördüklerine ve bundan kaçmak için koşacağın bir alem yok. Kabul et! Daha kötülerini göreceksin!"

Sonra elini, dayadığı cam masaya, uzak ucunda benim durduğum masaya öyle bir hızla vurdu ki, ve o camlar öyle bir feryatla patladı ki, bir kaç saniye sonra uyanmayacak olsam, rüyamda ölürdüm herhalde.

Camlar hızlı bir şekilde önümden geçerken, her birinde bana "dejavu" yarattıran görüntüler gördüm. O kadar hızlıydı ki ve ben ölüyor olsaydım, hayatım ve film şeridi tiplemesi için uygun bir rüya olurdu.
Ama gördüklerim, yakın geçmişte gördüğüm ve uyandığımda çoğunu anımsayamadığım rüyalardı.. En sonuncusu biraz daha uzun bekledi önümde, belki iki salise kadar. Gördüklerime inanamadım..

"o", bana ; "Şarkıyı sen mi çaldırdın aşağıda?" diye soruyordu ve ben bunu Ajda'da kalırken, yani son görüşmemizden iki gün sonra görmüştüm. Kafadan bir ay önce.

Yazdıklarımı toplamda 7 saniyede gördüysem ve uyandıktan sonra kendime gelmem 10 saniye sürdüyse, ortalama 20 saniye sonra "N'oluyo lan" diye battaniyeyi attım üzerimden.
Ve camlarda gördüğüm rüya parçalarını, gerçekleştikleri tarihleri düşündüm..

Unutmaya çok hevesliydim..
Devamı gelmesin diye de umutlu.
Sadece bir kabus olmalıydı..

  © Her saçmalık kendi hayatımda yaşanmıştır.

Bundan sonra hep böyle Eyvallah