Aralığın geç ve güç gelen ilk yazısı.

Allahım siyah beyaz kurdela yaa:}
Aralık kelimesi benim için, "irem" gibi, "ezgi" gibi, "ev" gibi, "huzur" gibi bir kelime.

Benim ayım bi kere! Tamam narsist bi durum görünüyor ordan eminim, ama değil. Mutlu oluyorum aralık ayında. Ki artık doğum günlerinin gelmesini engellemeye çalışan bir insan olarak, doğum günüm ile olan doğru orantılı ilişkisini kaybetmişti aralık ayı.

Kış çocuğuyuz biz! ahahaha :}

Yazmadığım, daha doğrusu yazamadığım zamanlarda aslında hayatımda kayda değer, yazmam gereken bir sürü şey oldu.
Özet geçmekten nefffffffret ediyorum ama yapıcak bir şey de yok.


Bu gün aklımda yer eden bir şeyi yazıcam.
"Öyle bir geçer zaman ki" izliyoruz.
Daha doğrusu kendimizi paralıyoruz her salı olduğu gibi, orrrrrrrrrrrrospu çocuğusun ali falan diye. Neyse işte, Ali şimdi ev halkını evden atıyor ya, annemden şöyle bir tepki geldi :


-Ya hadi boşandın tamam da, onlarda çocukların, niye evden atıyorsun, ne biçim adam bu yaa!
Beste'yle göz göze geldik, gülümsedik, anneme döndüm:
-Anne, aynısını bizim "baba"mız geçen sene "çocukları"na, yani "biz"e yapmaya çalıştı da yapmadı ya? Nasıl şaşırıyorsun bu senaryoya, aynısını yaşadık ya!


Diyorum ya, o dizi bizim ailenin kopyası. Berrin ve Ahmet öpüştüğünde ise, neden ikimizde anneme dönüp : "anne yıaoaaaaaaaaaaaaaaaaaaa" dedik, hala bilmiyoruz.
:}

----------
Şaka maka kızıyorum kendime.


Sözüm ona Aralık benim ayımdı, ayın 15 i olmuş, hala benden tık yok, tek kelime yazamamışım.
Ama neden bi neden bi sorun ama.
Çok yoğunum desem, yer misiniz? yemek zorundasınız:}


İki adet prgramlama dili benim beyinde 404 hatasına neden olurken, buraya yazmak yerine, vaktimi bir iki kez macadogru.com a yazı yazarak harcadım.
İhanet ettim!


Valide sultan ayrı telden..
Doğal olarak ihmal ettim.
Ama iyi haberlerim var!


Evet, olaylı maçta bende vardım.
Gittim gayet.
Çarşı İzmir'le birlikte.


Normal maça gitmek ile arasında dağlar kadar fark var arkadaş. tüm yol mu gaza gelinir? İndiğimizde otobüsten Dolmabahçe'de, ilk 11 de sanki ben çıkıcaktım anasını satayım.
Tahmin edin nasıl bir gaz!


Stadın orda inicez diye, Elif'e öyle haber verdim, dolmabahçede inince, birbirimizi beklemeye, sonrada yürüyerek ortada buluşmaya karar verdik. Telefonda konuşup, birbirimizi bulamadığımızdan yakınırken burun buruna geldik!
Bir sarıldık ki sormayın...


İlk maçımız olacaktı. ilk defa birlikte bi maça gidiyorduk. Ankara ya da İzmir de olabilirdi ama İnönü denk geldi!
ve Bırrsa maçı :vamp:


Gerçi, iki cenabet, maça nasıl etki edicek merak konusuydu ama, korkulan olmadı :}
Yolda bir süpriz, Mert de çıkmış gelmiş.



Küfür yemeye mi dersiniz, beni görmeye mi tartışılır!


ashuahs kıyamam, geyseye de geçiriyor ya taraftar, gıkını çıkartamıyor, sıkıyosa zaten bi çıkartsın bakalım! huhohoh :V


Duygu'm...Dukitom!
Kazanın oraya, o sexy saçı ile geldi kız!
ben ne büyük eşeklik etmişim meğersem, ne çok yakışmış o saç sana yaa dilimi alılalal soksun öldülülülsün o dilim benim!


5 dakikada Beşiktaş demek bu demekmiş, resmen seni 5 dakika gördüm beşiktaşta ve puf gittin!
doymadım
doyamadım
sevmelere seni ben!
Kazan ın orda çantandan çıkarttığın küçük içi pembe sıvı dolu içkinin XUXU olduğunu kavramam saniyenin onda biri sürdü herhalde.
Ölürüm lan sana :}
Zaten kardeşi Tutku Tekinel, fenerli küçük kaltak, bu maça giricekti, dedik ki girmeden, fenerli son hallerin son demlerin bunlar kızaaaaaaaaaaam!
İnanmadı bize!
Sorun şimdi!
İviiiiiiiiiiiiiiit, o da BJK'lı :}


Neyse, koyduk geldik efendim.
Yapıcak bir şey yok.
Sonra da Es Es koydu bize ama, şu an hiç maç kafasında değilim, hızlıca unutmadan, aklımı toplamışken yazıyorum işte.

Doğum günüme 1 hafta kaldı.
Bunalımın kralını yaşıyorum aslında, ama geçen gün başıma gelen güzel şeyi yazıcam.
Geçen gün dediğim de dün! (duygu ya.. ashduoasdhsa)


Öğlen.. Kapı çalıyor aşağıdan, kargoymuş, dedim ki beto ya:
-Bilader kimliğini hazırla, ben bir şey beklemiyorum sana gelmiştir.
-Bu defa bende beklemiyorum sana gelmiştir.
-Ya kalk bak lan şu kapıya!


Öpe öpe ben baktım kapıya.. :
-İrem Ezgi Işık?
-aaa benim..



Sensin tabi geri zekalı! Yumurtaya can veren allahım, ben bazen ne kadar geri zekalı oluyorum ya..
Neyse efendim paketi aldım, içeri geçtim, üzerinde ismi görünce gülümsedim:} İçindekini de biliyorum ama, neyin içinde geldiğini bilmiyordum tabi..
Siyah-Beyaz kurdelaya baktım bir süre. Kurdeleya takılı olanları kavramaya çalıştım.. Sonra kartı açtım, beklemediğim uzunlukta bir yazı.
Sol tarafında :


"Bir gün karşılıklı oturup, normal sorunlardan konuşarak kahve içeceğimiz günler de olacak! O zaman kadar ; Nice Senelere...
Y. "

Sağ tarafında ise;
"Özenle toplanan anormal sorun çekirdekleri, yürekte öğütülüp toz haline getirildikten sonra zekâ ile filtrelenir. Acı tatlara rağmen, yorulmadan çekirdekleri öğütenlere yıllar yardım eder.
İçilen her sorun kahvesi, yıllar geçtikçe keyif kahvesine dönüşür.
Bu yüzden her başarılı kadının arkasında, çok fazla kahve vardır. "



yazıyordu.
Açamadım kutuyu. mal mal baktım bir süre. Sonra normal sorunlardan konuşarak kahve içeceğimiz yerin neye benzeyeceğini düşünmeye başladım. Akabinde, her işini yolunu koymuş ve mutlu hayal ettiğim için onu, kahveyi bu ülke sınırlarında tüketmeyeceğimize inandım :}


Ha..
Kutuda çubuklu forma vardı :)


Seviyordum seni ya çocuk, şimdi bir başka seviyorum.
Bilmiyordun muhtemelen ama bilmeden bir nokta atışı daha yaptın.
Hediye paketinin içi boş olsa bile, hediye paketi açmak kadar beni muzurlaştıran bir şey daha yoktur.
:)
----
Ben çok uzun zamandan sonra birisinden hoşlandım galiba ne biçimde. Gerçi benim kalbim bu tatlarda intikam odaklı çalışır, bilmiyorum doğru dürüst ne hissedeceğimi.
Ama hoşlanıyorum işte.
Ama ötesi yok işte. Olmaz da. Ben soruyorum ama, aslında benim götüm yok ilişkiye. Başı ve sonu aynı, gerisi farklı olan hikayelerden okumuşsunuzdur bol bol. 
Keyif vermez bir süre sonra.
Benim hayatımda artık o hesap.
Kimse kimseyi kandırmasın diyorum, kendimi kandırıyorum.


Bir şey değişmiyor aslında, 
Kalpte hep yeksin, kendini kandırma.


Sen sadece : Juama la vita que vives, Vive la vita que amas..


ps: Ben yokken balıklarımı besleyin ulan!

  © Her saçmalık kendi hayatımda yaşanmıştır.

Bundan sonra hep böyle Eyvallah